98 Share

DİYET AKNEYİ ETKİLER Mİ?

İrem KETENCİ8 ay önce



DİYET AKNEYİ ETKİLER Mİ? 


Akne Vulgaris, özellikle ergenlik ile başlayan yüz, göğüs ve sırt kısmında ortaya çıkan sivilce ve siyah noktalarla karakterize bir cilt hastalığıdır. 13-18 yaşındaki ergenlerin %80 inde çeşitli derecede akneler çıkmaktadır. Kız çocuklarında erkeklere göre daha sık görülür. Hafif olan formları tedavisiz de iyileşebilirken orta ve şiddetli akneler tedavi edilmezse akne skarı dediğimiz ciddi izlere neden olabilir.  

Akne vulgaris sadece ergenlik yaşlarında olup geçen bir hastalık değildir. Adolesan veya geç dönem aknesi dediğimiz tipinde 35 yaşından sonra başlayabilir ve kadınlarda bazen menapoz dönemine kadar sürebilir. Ergen dönem aknesi ile yetişkin dönem aknesinin yüzde tutulum yerleri ve hastalığın karakteristiği farklıdır. Bundan dolayı tedavisi de farklılık gösterebilir. Bu tedaviler arasında, beslenme tedavisi yönünden de dikkat edilmesi gereken noktalarda bulunmaktadır. 


Akne vulgaris cilt rahatsızlığından etkilenen kişiler tarafından akne ve diyet arasındaki ilişki değerlendirilmesi sonucu inek sütü alımının akne prevalansını ve şiddetini artırdığı gözlemlenmiştir. Ayrıca çalışmalar, yüksek glisemik yüklü diyet, hormonal aracılar ve akne riski arasında pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bu bulgulara dayanarak, akne prevalansını ve şiddetini artırabilen hormonal ve enflamatuar faktörleri etkilemede süt ürünlerinin ve yüksek glisemik indeksli gıdaların rolünü destekleyen ikna edici veriler mevcuttur. 

 Tüm ergenlerin yaklaşık %80-90'ı bir dereceye kadar sivilce yaşar. Yetişkin de etkilenir. Akne, depresyon dahil olmak üzere diğer klinik olarak ilgili konularla da ilişkilendirilmiştir. Çalışmalar hastaların diyet ve akne arasındaki bağlantı hakkında bir derleme yapmış, diyet ile akne riski ve ciddiyeti arasındaki ilişki üzerine yayınlanmış literatürleri değerlendirmiştir. Çalışmalar sonucu, süt ürünleri ve yüksek glisemik indeksli gıdaların akne riskini artırdığını, ancak çalışmaların akne ile çikolata veya tuz gibi diğer yiyecekler arasında bir ilişki olduğunu kesin olarak göstermediğini belirtti. 



Patofizyoloji 

Akne, saç köklerinin ve onlara eşlik eden yağ bezlerinin (pilosebasöz üniteler) tıkanması ve iltihaplanması sonucu oluşur. Akne enflamatuar veya enflamatuar olmayabilir ve folikülün bakterilerle (en yaygın olarak Propionibacterium acnes ) kolonizasyonunu içerebilir. Hormonal aktivitenin artmasıyla sebum üretimi ve foliküllerin bloke edilmesi de artar; ikincisi kapalı komedonlara (beyaz başlıklar) veya açık komedonlara (siyah noktalara) yol açar. 



Süt Ürünleri 

Çalışmalar, daha Batılılaşmış bir diyete doğru kayıldığında, akne prevalansının arttığını göstermiştir. Bu eğilim soda, sığır eti, süt ürünleri ve işlenmiş gıda tüketimini artıran Kanadalı Inuit ve nişasta alımını azaltan ve toplam hayvansal ürün alımını artıran Okinawan Japonya'da gözlendi. 

 Gençken şiddetli akne teşhisi konan katılımcılar arasında, en yüksek toplam süt alımına sahip olanlar (günde >3 porsiyon), en düşük alım seviyesine sahip bireylerle (haftada 1 porsiyon) daha sık akne yaşadıklarını bildirdiler. Bu sonuçlar yağsız süt alımı için tespit edilmişti (%44 artış), bu da yağ içeriğinin akne riski için belirleyici faktör olmadığını göstermektedir. Araştırmacılar, sütte bulunan hormonların akne riskinde rol oynadığını varsaydılar. 

Haftada 1 porsiyon süt tüketen kızlara kıyasla, kızların günde ≥2 porsiyon süt tüketmeleri durumunda şiddetli akne yaşama olasılıkları yaklaşık %20 daha yüksek bulunurken, haftada 1 porsiyon süt tüketen erkeklere kıyasla, günde ≥2 porsiyon süt tüketen erkeklerin durumu karşılaştırıldığında şiddetli akne yaşama olasılıkları yaklaşık %16 daha yüksek bulunmaktadır. 

 


Yüksek Glisemik Endeksli Gıdalar 

Papua Yeni Gine ve Paraguay gibi 2 büyük yerde yapılan çalışmalarda, her iki popülasyonda da akne vakası bulunamamıştır. Araştırmacılar, kırsal kesimdeki nüfusun düşük yağlı ve düşük glisemik indeksli diyetlerinin bu gruplarda akne olmamasının nedeni olabileceğini düşünmektedir. 

Bunun üstüne yapılan çalışmalar, düşük glisemik yüklü diyetlerin akne riski ve insülin duyarlılığı üzerindeki etkisini inceleyerek düşük glisemik yüklü diyete atanan bireylerin, kontrol grubuna kıyasla ortalama akne lezyonlarının sayısında iyileşme yaşadığını ayrıca düşük glisemik yüklü diyet grubunda ortalama kilonun azaldığını ve insülin duyarlılığı seviyelerinin arttığını gözlemledi.  


 

Yağ ve Yağ Asidi Alımı 

Yağ veya yağ asidi alımının akne riski üzerindeki etkisi; omega-6 yağ asitleri proinflamatuardır ve proinflamatuar aracıları akne ile ilişkilendirilmiştir. Omega-3 yağ asitleri ise anti-inflamatuar özelliklere sahiptir ve IGF-1 seviyelerini ve folikül inflamasyonunu azaltarak akne riskinin azalmasına yardımcı olmaktadır. Tipik olarak, Batı diyetleri, sanayileşmemiş ülkelerde gözlemlenen diyetlere kıyasla düşük bir omega-3: omega-6 yağ asitleri oranına sahiptir. 

Doymuş yağlar açısından yüksek diyetler, artan IGF-1 seviyeleri ile ilişkilendirilirken, düşük yağlı ve yüksek lifli diyetler, düşük IGF-1 seviyeleri ile ilişkilendirilmektedir. 

 


Çikolata 

Çikolata alımının akne üzerindeki etkisini inceleyen bir çalışmada, katılımcılara 4 ay boyunca her gün 112 gr sütsüz, kakao bakımından zenginleştirilmiş çikolata kalıpları tüketimi sağlandı. Araştırmacılar, sonuçları karşılaştırdı ve gruplar arasında anlamlı bir fark bulamadı. Benzer şekilde, diğer müdahale denemeleri çikolatanın akne üzerinde hiçbir etkisi olmadığını göstermiştir. Çikolatanın akneye neden olduğu yargısının oluşması ise akneye sebep olduğu kanıtlanan süt ürünlerinin bulunduğu sütlü çikolataların fazla tüketimi sonucu ortaya çıktığı tahmin edilmektedir. 

 



 

KAYNAK: STL Cilt 15 Sayı 3, Dr. Ektan Demir 

Bu Blog İçin Durumunu Belirt

Love

2

Cool

0

Geeky

0

Lol

0

Meh

0

Omg

0

Thnk

0

Angry

0

Yorumda isminiz görünsün mü ?

Benzer Bloglar