86 Share

Stresin Beynimize Etkisi

Furkan Altunsoybir yıl önce



Modern insanın en büyük sıkıntılarından biridir stres. Günlük konuşmalarımızda dilimizden düşmeyen, kalp krizinden kansere hatta kısırlığa kadar hemen hemen tüm olumsuz olayların nedeni olarak görülen kavramdan bahsediyorum. Sahiden nedir bu stres. Sadece modern hayatın getirdiği bir sorun mudur? Acaba strese girdiği için uyku düzeni bozulan mağara adamları var mıydı? Peki, söz konusu hayvanlar olduğunda stresten söz edebilir miyiz? yeryüzünde stressiz bir insana rastlama ihtimalimiz nedir. Şimdi bu soruların cevaplarını ele alalım.

Stressiz bir insan olabilir mi?

Hans Selye’ye göre olamaz çünkü kendisine göre stressiz insan ölü insan demektir. Yani yaşayan her şey için bir stres söz konusudur. Hans Selye stresin babası olarak anılmaktadır. Çünkü bu konuda çok fazla çalışması vardır.

Peki, stres nedir?

Diyelim ki mağara adamımızın karşısına bir anda bir kaplan çıksın. Hemen beyinden böbrek üstü bezlerine uyarılar gider. Çoğu kimseni varlığını bile bilmediği bu bezler aslında oldukça stratejik bir göreve sahiptir. Böbreklerimizin tepesindeki bu bezlerden adrenalin, noradrenalin ve kortizol gibi oldukça önemli hormonlar salgılanmaktadır. Bunu vücudun alarm sistemi gibi düşünebilirsiniz, bu hormonlarla birlikte de düğmeye basılır. Adrenalin etkisi ile kalp hızlanır ve kortizol ile beraber hücrelerde depolanan glikoz kana verilir. Çünkü maksimum enerjiye ihtiyacımız vardır ve karşımızda iki seçenek söz konusudur. İşte herhangi bir tehlike durumunda vücudumuzun oluşturduğu bu savaş ya da sıvış durumuna stres cevabı denir.

Yani stres düşünüldüğü gibi baş belası bir durum değil vücudumuzun doğal fizyolojik tepkilerinden birisidir ve çoğu zaman hayat kurtarır. Mağara adamımız kaplandan kaçabilirse eğer stres kaynağından uzaklaşan vücudu bir süre sonra denge koşullarını sağlayıp normale dönecektir. İşte modern insanın dramı burada başlar çünkü bizlerin stres kaynaklarından kaçabilme ihtimali neredeyse hiç yok. Böylece kısa vadede yararlı olan stres uzun süre maruz kalındığında da önemli sorunların ortaya çıkmasına neden olur.

Yani vücudunuzdaki alarm sisteminin sık sık açıldığını düşünün. Sınavlarımız, yetişmesi gereken işler, şehir hayatının yoruculuğu, evde bizi bekleyen kronik problemler, stres kaynağı olarak karşımıza çıkar ve sürekli bu düğmeye basar dururuz.

Bağışıklık başta olmak üzere vücuttaki birçok sisteme zarar verebilen uzun süreli stresin beynimiz üzerine de etkisi vardır. Kronik stres korku merkezi olan amigdalada ki sinirsel bağlantı sayısını ve etkinlik seviyeni arttırır buda korku ve kaygı hallerinin oluşmasına zemin hazırlar. Ayrıca kortizol seviyesi arttıkça beynin öğrenme ve hafıza ile ilgili bölgesi olan Hipokampüsle iletişim azalır.

Hipokampüsün aynı zamanda beyindeki stres yolakları üzerine kontrol edici etkisi de bulumaktadır. Doğal olarak Hipokampüs aktivitesinin azalması bu kontrolü azaltır ve stres daha yoğun bir şeklide görülebilir. Prefrontal korteks beynimizin karar alma merkezidir ve yargılama, konsantrasyon ve sosyal iletişim gibi davranışlardan sorumludur. Kortizol buradaki sinaptik bağlantıları ortadan kaldırır ve bu bölgenin küçülmesine neden olur. Özetle kronik stres beynimizde karar verme ve öğrenmeyi zorlaştırmakta, depresyon ve Alzheimer gibi rahatsızlıklara davetiye çıkarmaktadır.

Peki, strese karşı ne yapmalıyız?

Egzersiz yapmanın, meditasyonun ve doğada fazla vakit geçirmenin stresi azalttığına yönelik birçok çalışma bulunmaktadır. Ayrıca son dönem yapılan çalışmalar beslenme şeklinin bağırsaklarımızın stres ve depresyon üzerine etkili olduğunu göstermektedir. Aslında araştırmalar strese tepki verme şeklimizin stres türüne ve stresi kontrol edip edemeyeceğimize bağlı olarak değiştiğini göstermektedir.

Unutmayın en tehlikeli stres kontrol edemediğiniz strestir. Örneğin yapılan bir çalışmada farelere şok verilmiştir. Bir grup farenin bu şoktan kaçma şansı yokken diğer fareler metal bir çubuğa dokunarak şokun kesilmesini sağlamaktaydı. Yani bir nevi stresi kontrol edebilmekteydi. Çalışma sonunda stresi kontrol edemeyen farelerin bağışıklık sisteminin zarar gördüğü, stresi kontrol edebilen farelerin ise herhangi bir değişikliğe uğramadığı gözlenmiştir.

Amerika’da 30bin kişinin incelendiği ve 8 yıl süren bir çalışma çok ilginç bir sonuç oluşturmuştur. Çalışmanın başında katılımcılara 2 adet soru sorulmuştur.

 1-) geçen yıl ne kadar strese maruz kaldınız?

2-) stresin sağlığınız için ne kadar zararlı oluğunu düşünüyorsunuz?

 Çalışma sonunda 8 yıllık süre içerisindeki ölümleri incelenmiş ve en fazla ölümün yoğun stres altında kalanlar arasında oluğu gözlenmiştir. Bu beklenilen bir sonuçtu ama ilginç bir şeklide ölenlerin çoğu stresin sağlığa zararlı olduğuna inanan insanlardı. Yoğun stres altında kalan ama stresi zararlı görmeyen insanlarda ise ölümü sayısı çok daha azdı. Yani görünen o ki stres hakkındaki düşüncelerinizi değiştirdiğinizde ve vücudunuzun strese karşı verdiği tepkileri de değiştirebilmektesiniz. Sonuç olarak hayat karşınıza herhangi bir stres kaynağını çıkardığında burada yazılanları hatırlamaya çalışınız lütfen.

 Stresin sizi kontrol etmesine asla izin vermeyin siz stresi kontrol edin.


Bu Blog İçin Durumunu Belirt

Love

0

Cool

0

Geeky

0

Lol

0

Meh

0

Omg

0

Thnk

0

Angry

0

Yorumda isminiz görünsün mü ?

Benzer Bloglar