81 Share

Hasan Sabbah ve İlk Suikastçılar

Furkan Altunsoybir yıl önce



Söylenilenlere göre Deylem krallarından biri bir kale yaptırmak istiyormuş ve kalesini nereye yapacağını kartalı ile belirlemek istemiş. Bu kral kartalını gökyüzüne salmış ve yerleştiği yere bir kale yaptırmış. Böylece kalenin adı da kartalın öğretisi (Batı kaynaklarına göre kartal yuvası) anlamına gelen “Aluh Amut” olmuş. Ne kartal konduğu yerde nede kral kurduğu yerdeki kalenin bir gün tarihteki ilk suikastçılara yuva olacağını bilmiyordu.

Hikâyede bahsi geçen kaleyi, ele geçiren Hasan Sabbah, adına haşhaşiler denilen ve İsmaililik mezhebine dayanan tarihin ilk suikastçılarını yetiştirmiştir. Normalde savaşlar meydanlarda ölen ve hayatta kalan askerlerle yapılıyordu ta ki Hasan Sabbah adına biri meydanlardaki savaş yerine savaşacağı ordunun sultanını sarayında öldürene kadar. İşte Hasan Sabbah ve haşhaşiler hakkında bilgiler.

Hasan Sabbah ve Haşhaşiler:

Hasan bin Sabbah tarafından kale Zeydî Mehdi'ye Üç Bin Altın Dinar ödenmek suretiyle teslim alındı. Ödeme İsmaili Dâvah hareketine gönül vermiş "Muzaffer Reis" ismindeki bir Selçuklu subayı tarafından gerçekleştirildi. Kalenin bu şekilde Mehdi'den alınması sırasında ise hiçbir vahşet gerçekleşmemiş oldu.

Hasan Sabbah, Alamut'a yerleştikten sonra 34 yıl boyunca buradan hiç ayrılmamıştır. Rivayetlere göre Alamut'taki kendi odasından bile sadece birkaç kez çıkmıştır. Alamut'a yerleştikten sonra Büyük Selçuklu Devleti ve Abbasilere yönelik mücadelesine başlayan Hasan Sabbah, kendi döneminde elliye yakın suikast gerçekleştirmiştir. Bunların en önemlisi ve ilki Nizamilmülk'ün öldürülmesidir. Diğerleri ise Selçuklu üst düzey devlet görevlileri ve Abbasi din adamlarına yönelik suikastlerdir. Nizamülmülk'ün öldürülmesi ve ardından Melikşah'ın ölümü sonrasında Sencer, Berkyaruk ve Muhammed Tapar arasında taht kavgaları başlamış ve Selçuklular gerilemeye başlamıştır. Hasan Sabbah Selçuklu sarayındaki taht kavgalarını kendi lehine kullanmıştır. Ayrıca Hasan Sabbah döneminde başka önemli kaleler de ele geçirilmiştir.

Hasan Sabbah döneminin en ilginç olaylarından biri de büyük Sünni tarihçi Alâeddin Ata Melik Cüveyni'nin aktardığı olaydır. Cüveyni'ye göre Muhammed Tapar'ın ölümünden sonra tahta geçen Sencer'e barış elçileri gönderen Hasan Sabbah, tekliflerin kabul edilmemesi nedeniyle saraydan birilerini yanına çekerek sultanın başucuna bir hançer saplanmasını sağlamıştır. Bu hikâyenin devamını yazının sonunda yer alan kısa bir hikâyede bulabilirsiniz.

Hasan Sabbah’ı duymamış olabilirsiniz ancak bu yazıdan sonra, özelliklede Assassin’s Creed oyununun da konu aldığı bu dahi lideri umarız unutmazsınız.

Hasan Sabbah Suikastçılarını Nasıl Kendine Bağlıyordu?

Bu konudaki söylenen bazı rivayetlere göre Hasan Sabbah Alamut Kalesinde bir arka bahçe kurmuş ve burayı da çeşitli güzellikler, meyveler ve güzel kızlar gibi birçok göz boyayıcı şey ile donatmıştır. Daha sonra müritlerini haşhaşla mayıştırıp, haşhaşın uyuşturucu etkisini kullanarak zihinleri bulanıklaşan müritler Alamut’un ünlü bahçesine götürülüyor ve orayı müritlere cennet olarak tanıtıyorlardı. Zaten kafaları bulanık olan müritler birde o kafayla bahçedeki güzellikleri görünce oranın cennet olduğuna ikna oluyorlardı ve Hasan Sabbah’ın onlara cenneti verebileceklerine inanıyorlardı. Bu yüzden her biri Hasan Sabbah’a karşı çok sadakatliydiler. Çünkü öldüklerinde cennete gideceklerine inanıyorlardı. Tüm bunlardan sonra müritler bir de zorlu bir eğitimden geçiriliyorlar ve sadece savaş değil din, tarih vb. konularda da eğitimler alıyorlardı.

Ölümü:

Mayıs 1124'te hastalanıp yatağa düşen Hasan Sabbah, ölümünün yaklaştığını düşünerek halefi olması için Lemser Kalesi komutanı Kiya Buzrug Ummid'i seçti. Ebu Ali'yi sağına oturttu ve kendisini misyonerlik faaliyetlerinin başına getirdi. Kasranlı Adem'in Oğlu Hasan'ı sağına ve ordularının komutanı Kiya Ebu Cafer'i de önüne oturttu ve onlara imamın gelip devletin başına geçeceği güne dek Kiya Buzrug Ummid 'in liderliğinde uyum içinde çalışmalarını salık verdi ve 23 Mayıs 1124 Cuma günü öldü.

Bu aynı zamanda göz alıcı bir liderliğin de sonuydu. Sünni ve Şiî İsmaili birçok vakanüvis onu keskin zekâlı, yetkin, aritmetik, astronomi, büyü ve daha pek çok alanda bilgi sahibi biri olarak tarif eder. İsmailileri sevmeyen bir Arap biyografi yazarına göre Alamut'ta ikamet ettiği otuz beş yıl boyunca, ne bir kimse ortalık bir yerde şarap içebilmiş ne de testilere şarap doldurulabilmişti. Oğullarından birini şarap içtiği, diğeriniyse asılsızlığı kanıtlanmış olan Dai Hüseyin Kaini'nin katlini azmettirmek suçundan idam ettirmişti.

Hasan Sabbah aynı zamanda bir yazardı. Sünni yazarlar eserlerinden iki parçayı, bir otobiyografik metni olan ve bir ilahiyat risalesini muhafaza etmişlerdi. Hasan Sabbah asla imam olduğunu iddia etmemiştir. Yalnızca imamın bir temsilcisi olduğunu söylemiştir. Hayatını anlattığı kitabın adı Sergi'ızeşt-i Seyyidinâ'dır. Tarihçi Ata melik cüveyni Moğollar Alamut kütüphanesini yakmadan önce kitabı kütüphaneden almıştır.

Bu bilgilerden sonra size Hasan Sabbah’ın gücünü daha iyi anlamanız için İsmaililikle tanışması ve Hasan Sabbah ile Büyük Selçuklu devleti arasında geçen kısa bir hikayeden bahsedelim

Hasan Sabbah çocukluğundan itibaren araştırmaya ve öğrenmeye çok meraklı biriydi. Dersler alıyordu ve bu dersleri alırken bir İsmailili ile karşılaşmış ve kendisinden çok etkilenmiştir böylelikle Hasan Sabbahın aklında gerçek imanın bu olduğuna dair fikirler belirmiş bu belirmeyle de beraber Hasan Sabbah ismaililik ile tanışmıştır. Hasan Sabbah ismaililik için birçok şehirde dolaşarak sonunda İran’ a yerleşmiştir. Bu sırada düşüncelerini etraftaki insanlara anlatmış ve kendisine oluşturduğu bir kitle ile güvenli bir yer için Alamut kalesini gözüne kestirmiştir. Ardından Hasan Sabbah’ın Kaleye girmesiyle birlikte haşhaşi tarikatı da kurulmuştur. Bu tarihten itibaren Büyük Selçuklu ve Abbasiler ile mücadeleye başlamıştır. Hatta Hasan Sabbahtan rahatsız olan Büyük Selçuklu devleti vezir Nizamülmülk komutasındaki orduyla Alamut kalesini 4 ay kuşatmış fakat ele geçirememiştir. Bu 4 aydan sonra Hasan Sabbah bir suikastçısını göndererek Nizamülmülk’ü  çadırında öldürtmüştür. Ardından kuşatma kalkmış ve Büyük Selçuklu sultanı Melik Şahında ölümüyle Selçuklu devleti zayıflamıştır. Bu olayların ardından Selçuklu tahtına geçen sultan Sencar ilk iş olarak Hasan Sabbah’ın peşine kelle avcılarını göndermiştir. Sultan ertesi sabah başucunda taşa saplı bir hançer bulmuştur. Ne olduğunu anlayamayan sultan olayı gizli tutmak istese de olaydan sonra bir elçinin getirdiği mesaj da “Ben istemez miydim ki o hançer sert taşa değil de sultanın yumuşacık göğsüne saplansın ” yazmaktadır. Bu olaydan sonra sultan Sencar, Hasan Sabbah’ın peşine taktığı kelle avcılarını geri çekmiştir.

Bu Blog İçin Durumunu Belirt

Love

0

Cool

0

Geeky

0

Lol

0

Meh

0

Omg

0

Thnk

0

Angry

0

Yorumda isminiz görünsün mü ?

Benzer Bloglar